Sistem

Cemal TURHAN 20 Temmuz 2020 Pazartesi, 11:53

Bundan 10 yıl önce Bursaspor dört büyüklerin şimdiki adı ile Süper Lig'deki hegemonyasına son vererek şampiyon olmuştu. Bu şampiyonluğun üzerinden 10 yıl geçti ve yine dört büyükler olarak tabir edilen takımların dışında bir takım Süper Lig şampiyonu oldu. Bursaspor'un şampiyonluğundan farklı olarak Medipol Başakşehir 6 yıldır şampiyonluğa oynayan ve son dört yılda küçük farklarla şampiyonluğu kaçıran bir takım oldu. Muhtemelen önümüzdeki yılın da şimdiden en büyük şampiyonluk adayı olduğunu söyleyebiliriz.

Taraftarsız bir kulüp şampiyon olmaz denildi, proje takımı denildi, ucuz futbolcu ile bu işler olmaz denildi ama dün itibariyle bu söylemlerin hepsi boşa çıktı. Başakşehirli futbolcular yapamazsınız diyen herkese kulaklarını tıkadı Bursaspor'dan sonra yapılamaz denileni yapmayı bir kez daha başardı.

Bu başarının hikayesi tüm spor adamları tarafından en ince ayrıntısına kadar incelenecek ve yazılacak tüm magazinel yönleri ile gazetelerin spor sayfalarında işlenecektir.

Peki biz neden bu konuya değindik kısaca bahsedelim.

Medipol Başakşehir aslında hep dillendirilen ve adına sistem denilen profesyonel yönetim mekanizmasını uzun vadeli olarak kurguladı ve hazırladıkları plan ve projelere harfiyen uydular. Bu planların uygulanmasında belki de tahmin ettiklerinden daha fazla zorluklarla karşılaştılar ama yollarından sapmadılar.

Neydi bu proje?

Proje işleyen bir sistem kurmaktı. Teknik direktörleri, oynadıkları futbol, tercih ettikleri futbolcular, sözleşmeleri, sponsorlukları, menajerlik ödemeleri, centilmenlik dereceleri, yöneticileri, siyasete olan yakınlıkları veya mesafeleri hep bu kurulan sistemi destekleyecek şekilde planlanmıştı ve proje sonunda varması gereken hedefe ya da ilk hedefine ulaştı.

Sistem içinde rol alan herkes bu sisteme uygun hareket etti. Öyle ki sistemin kurulmasında başrol oynayan teknik direktörleri değişmesine rağmen sistem bozulmadı, sisteme uyum sağlayamadığı için Arda Turan gibi Barcelona'da top koşturmuş, son 10 yılda ülkenin en iyi futbolcusu diyebileceğimiz futbolcu bile yedek kalabildi, düşük bütçelerle takım kurmalarına rağmen alınan futbolcular çok büyük yüzdelerle mevkilerinde en iyi tercihler olduğunu gösterdiler takımın en iyisi dediğiniz futbolcu sakatlansa veya cezalı duruma düşse de futbolları bundan en az derecede etkilendi, sistem hep çalıştı.

İşte aslında bu şampiyonluk bize örnek alınması gereken bir ders oldu.

Sistem kurmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yüzümüze vurdu.

Sadece futbolda mı?

Hayır...

Tüm sektörlerde alanının en iyilerini incelediğinizde işleyen bir sistem olduğunu, kervanı yolda düzmeye çalışmadıklarını, tüm adımlarını bu sistemin gerekliliklerine uygun attıklarını görebilirsiniz.

Şirketler nezdinde buna sistem yerine daha çok kurumsallaşma diyorlar aslında. Kimin hangi işe uygun olduğunu değil, o işe kimin daha uygun olduğunu düşünür böyle yapılar. Çünkü işin nasıl yapılması gerektiği adım adım bellidir, liyakat esastır. Kurallar nettir, sınırlar daha keskin çizgilerle çizilir, kuralları esnetmeye çalışmaz tam tersine işletmeye çalışırlar sisteme dahil olanlar.

Kamu yönetiminde de bu böyle olmalıdır. Anayasa, yasa, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer mevzuatlar hep aynı sistemin nasıl çalışması gerektiğini anlatan kurallar silsilesidir. Öyle olması gerekir, sistem kurallara göre işletilmelidir. Sana başka bana başka yasa olmaz, kurallar nettir ve herkese eşit uygulanır. Çobana başka siyasiye başka olmaz.

Yasama yürütme ve yargı bu kurallar çerçevesinde hareket eder. Senin hassas olduğun konularda başka, benim hassas olduğum konularda başka karar almaz. Bana yasak sana serbest olmaz ya da ucu bana dokununca sorun yok sana dokununca yansın bu dünya denilemez, denilmemelidir. Karar mekanizmasında yer alan büyük küçük her unsur bunun bilinci ile hareket etmelidir. Hele ki, kamuda öncelik kamu yararı olmalı, kişisel çıkarlar en son planda yer almalıdır.

Patron şirketlerinde olduğu gibi başarı ya da başarısızlık tamamen patronun keyfiyeti ile ilişkili olmamalıdır. Hani vizyon ve misyon yazılır ve çalışanlara öğretilir ya aslında o vizyon ve misyon kültürdür, iş yapma biçimidir, kurumun, patronun, yöneticinin ahlakıdır, hayata bakış açısıdır ve sıkı sıkıya bağlı kalınmalıdır.

İşleyen sistemi kurmanın en önemli adımı ise işleyecek bir sistem tasarlamaktır. İşlemeyecek bir sistemi tasarlamak ya da bir sistemin işlemediğini göre göre devamına zorlamak ise sadece zaman kaybıdır.