Sedat Yalçın sahneye çıktı!

Canan EKİNCİ YILMAZ 03 Kasım 2018 Cumartesi, 11:59

31 Mart 2019'da yapılacak yerel seçimlerde, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Ak Parti'den aday adayı olan Ak Parti Bursa eski İl Başkanı olan Sedat Yalçın, küçük gruplar halinde bir araya geldiği gazetecilerle Bursa'nın geleceği üzerine düşüncelerini, fikirlerini ve niyetlerini paylaşıyor. Projelerini paylaşmayı ise önümüzdeki zamanlara bırakıyor.

Bu çalışmalar kapsamında 2 Kasım günü Almira Otel'de düzenlediği basın toplantısında internet gazetecileri ile bir araya geldi. Kahvaltı eşliğinde gerçekleşen toplantıda konuşan Sedat Yalçın, samimi düşünceleri ve her ne olursa olsun "liyakata" önem verip, gerçekten de "ortak akıl" ile hareket edeceğinin altını özellikle çizdi.

Sedat Yalçın'ın konuşmasının başlıkları Yönetişim ve Kamu Yönetiminin İyileştirilmesi, Kentsel Gelişim, Arazi Kullanımı, Doğal Kaynaklar, Kırsal Kalkınma, Ulaşım, Enerji, Ekonomik Gelişim ve Rekabetçilik, Sağlık, Bilim ve Eğitim, Sanat ve Sosyal Kalkınma, Turizm, Akıllı Şehirler ve Akıllı Teknoloji, Sürdürülebilirlik olarak sıralanıyordu.

Her başlığın içini doldurarak yaptığı konuşmasının ardından kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

O konuşurken benim içimde ise durmaksızın "İstanbul'u Artık Hiç Sevmiyorum!" şarkısının Bursa hali çalıyordu.

Sordum da kendisine: "Bursa'yı yine sevebilecek miyim?"

Yoksa şarkıya ilham olan aşk gibi umutsuz bir aşk mıydı benimki de...

***

Bu sorunun içerisinde pek çok soru ve pek çok sorun barınıyordu elbet.

Şehrin belli bölgelerinde yoğunlaşan, Altıparmak ve Çarşamba bölgesini adeta kurtarılmış bölgeye çeviren, bu bölgelerde yaşayan Bursalılar'la papaz olan Suriyeliler mesela. 

Şehrin ne siluetine, ne profiline, ne tarihine, ne geçmiş ve ne de geleceğine yakışan Doğanbey TOKİ Konutları mesela.

Ak Parti Bursa eski İl Başkanı Sedat Yalçın

Eski cazibeli günlerini mumla arayan, cadde üzerinde iş yeri olan esnafı kan ağladığı, "Böcek" ile trafiği ve zemini alt üst olan Altıparmak Caddesi mesela.

Yapıldığı bölgenin yanlışlığı bitmezmiş gibi bir de karşısına hastane yapılmaya çalışılan, tamamlanması yılan hikâyesine dönen, maç olduğu günlerde trafiği kitleyip trafikteki herkesin kendisine iyi niyetlerini sunmasını sağlayan Dişsiz Timsah'ın adresi "Stadyum" mesela.

Dönüşüm diye diye inşaat alanına çevrilen şehrin bozulan ikliminden tut da, en ufak bir yağmurda yetersiz kalıp caddeleri rafting sporu yapılabilecek hızda akan nehirlere çeviren alt yapısına kadar.

Fotoğrafta gördüğünüz, Nilüfer ilçesi, İzmir Yolu üzerinde yapımı devam eden bina gibi yekpare olarak inşa edilen binalar hava akımını kestiği gibi, yine Nilüfer'de dikey olarak yapılan çok katlı binalar tüm sistemi bozuyor. Hani bunca insanın yarattığı trafik, hani bunca insanın çöpü, hani bunca insanın dışkısı, hani bunca insanın ısınması, soğuması?

Belediye başkanı açılıştan açılışa, nikâhtan cenazeye cemiyet cemiyet mi gezmeliydi mesela? (Ki Sedat Yalçın bu anlayışı doğru bulmadığını dile getirdi.)

Ya da bulunması gereken yerlere zamanında gelecek ve katıldığı toplantıyı ilgiyle izleyecek miydi? Yoksa vaktinden sonra gelip, o zamana kadar ahaliyi beklettiğine hiç üzülmeyip, şürekasıyla salona girip, sonra işi bitince yine aynı tantana ile salondan ayrılacak mıydı?

Belediye başkanlığını saltanat alanı mı görecekti, yoksa makamda sadece hizmet etmek için oturup, makamın hakkını mı verecekti?

Halkla bir türlü geçinemeyen, engelli vatandaşları otobüse almaktan imtina eden, duraklara yanaşmak yerine yolcularını yol ortasında indirip bindiren otobüs şoförleri eğitilecek miydi mesela?

'Turizm'i "AVM hastası Arap Turist" tekelinden çıkarıp, kültür, sanat, tarih meraklısı turistlerin hizmetine sunabilecek miydi mesela?

Ki Güneydoğu, Doğu Anadolu ve Orta Anadolu kültür turizmini keşfetti ve turizm bu doğrultuda son hız gelişiyor. Mardin, Gaziantep, Şanlıurfa, Konya, Kars, Eskişehir, Nevşehir gibi iller turistle dolup taşıyor.

Termal turizm dendiğinde Afyon, Evliya Çelebi'nin "Sudan ibaret Bursa"sının epey önünde.

Uludağ eteklerinde ve Bursa dolaylarında yaşamış uygarlıkların izleri, Mudanya ilçesindeki antik liman örneğindeki gibi; alışveriş merkezi altına gömülerek yukarıdan camlar altından izlenecek ya da üzerine blok blok site dikilerek ruhuna el Fatiha okunup, havalara üflenecek miydi?

Engellilere göre düzenlenmiş bir şehirde engelli bireyler sokağa özgürce çıkabilecek miydi?

Bunlar gibi o kadar çok sorun vardı ki sürekli karşılaştığım, hangi birini saysam bilemedim.

***

Sedat Yalçın'ın konuşmasında okul öncesi eğitimin yüzde 100'e tamamlanması, Yabancı Dil Köyü, Öğretmen Kampüsü, İznik Dünya Bahçeleri, Bursa Diasporası ve Bursa Yerel Buluşmaları, Enerji Kooperatifleri, Akıllı Şehir Uygulamaları ve en çok da KARNE kulağa hoş geliyordu.

Basın toplantısının ardından kahvelerimizi yuvarlak bir masa etrafında yudumlarken daha detaylandı sohbet.

"Sedat Yalçın'ın uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu, ne oldu da böyle birdenbire aday adaylığını koydu acaba?" düşüncem o an Ömer Aydoğdu'nun dilinden can buldu.

"Sedat Yalçın zor zamanların adamıdır" dedi Yalçın bu soruya.

"Ak Parti zor zamanlardan mı geçiyor?" dedim doğal olarak.

Halkta karşılık gören isimlere ihtiyaç vardı besbelli ki. Kim olursa olsun aday olacak ismin karşısına muhalif kanattan güçlü isimler çıkacaktı haliyle. Bu yarışta en az onlar kadar güçlü olmak lazımdı.

Son olarak "Partim beni nerede değerlendirirse orada görev yaparım ve görevimi layıkıyla yaparım" dedi Sedat Yalçın.

Ne diyelim;

Memlekete ve millete hizmet etmek için yola çıkmış her kim varsa yolu açık olsun.

Unutulmasın ki hizmet verecekleri nesiller an be an yenileniyor, nesiller yenilendikçe fikirler de yenileniyor.

Çağın ardında kalmamak ve bugünü yakalayıp geleceğe uzanmak hayalleri olan kişilerin işi.

Partilerin kendi kazanlarında kaynamaya başladıkları yerel seçimlerde bugünlerde kulvarlar belirleniyor ufaktan. 
Bu yarışta ipi her kim göğüslerse göğüslesin ondan dileğim odur ki;
Bana önce Bursamı, sonra da Türkiyemi sevdirsin eskisi gibi.
Şu karanlık örtüleri üzerimizden çeksin.
Daha da örtmesin...