Anlatılan bizim hikayemizdir

Canan EKİNCİ YILMAZ 25 Nisan 2019 Perşembe, 23:01

An itibarıyla "Bursa ve Tiyatro" araması yaptığımda karşıma izlenmeye hazır 21 tiyatro oyunu çıktı.

Bu oyunlar Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu'nda, Nâzım Hikmet Kültürevi'nde, Nilüfer Uğur Mumcu Sahnesi'nde, Podyum Sanat Mahal'de, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Bursa Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu'nda ve Nilüfer Sahnesi'nde oynanacaktı.

3-27 Mart 2019 tarihleri arasında düzenlenen Nilüfer Tiyatro Festivali'ni, Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nu, Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu'nu, Tayyare Kültür Merkezi'ni, amatör tiyatro gruplarını ve dahasını sayacak olursam Bursa'nın tiyatroyla epey haşır neşir olduğuna şaşırmanız mümkün.
Biz şaşırmıyoruz. Ne de olsa bizim tiyatro öncüsü bir Ahmet Vefik Paşamız var...

***

1975 yılında Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu'nda izlediğim ilk oyunun adını hatırlamıyorum. İzlediğim son oyun bu akşam, henüz 16 Nisangünü açılışı yapılan, açılır açılmaz da Bursalıları birbirinden özel oyunlar ile buluşturan Nilüfer Sahnesi'nde, Genco Erkal'ın tek kişilik oyunu olan Bir Delinin Hatıra Defteri oldu.

Bu gecenin bir öncesinde aynı sahnede Levent Üzümcü'nün tek kişilik oyunu "Anlatılan Senin Hikâyendir"i, onun bir öncesinde de "Sokrates'in Son Gecesi" oyununu izlemiştim.
Bu gecenin bir sonrasında, yani 26 Nisan'da "Düğüm", 27 Nisan'da "Furuğ Ferruhzâd", 4 Mayıs'ta "Yaralarım Aşktandır" ve 17 Mayıs'ta da "Nihayet Makamı" oyunlarını izleme niyetindeyim.

Tiyatroyu seviyorum

Niyetindeyim diyorum, çünkü tiyatroyu seviyorum. Lakin ne yalan söyleyeyim, bir Nilüferli olarak şehir merkezinde olan tiyatrolara pek sık gidemiyorum. Akşam trafiği, zamanlama derken şehir merkezine gitmek niyeyse bana külfet geliyor. Ama tiyatro Nilüfer'deyse, yani tiyatro ayağıma kadar gelmişse, "Gitmemek ne demek?"...
Ataevler'deki Basın Kültür Sarayı'nın birinci katında açılan Nilüfer Sahnesi, Bursa Gazeteciler Cemiyeti iş birliğiyle, Sabahyıldızı A.Ş. tarafından Bursa'ya kazandırılmış. 300 metrekarelik fuaye alanına ve 320 izleyici kapasitesine sahip olan salon, ses, akustik, ışık, kulis, teknik altyapı ve salon düzeniyle tam bir tiyatro.
Kulis kısmını özellikle belirtmeden geçemeyeceğim. İçinde duşu, tuvaleti, lavabosu, makyaj aynası, geniş bir uzanma koltuğu, büyük bir giysi askısı olan, buzdolabından klima sistemine kadar ilave detayların ekleneceği büyükçe iki odadan bahsediyorum. Ki sanatçıların en büyük şikâyeti kulis şartlarının yeterince iyi olmamasıdır.
Kulisin temiz, özenli ve ihtiyaca cevap verecek şekilde olması da sanatçıya saygıdır.

Şimdilik sadece tiyatro

Sanat Yönetmenliğini AVP Bursa Devlet Tiyatrosu oyuncularından Serap Uluyol'un yaptığı Nilüfer Sahnesi'nde şimdilik tiyatro oyunları sahnelenecek. Bunun yanı sıra salon, seminer, panel, söyleşi, konferans, konser ve çeşitli gösterilere de ev sahipliği yapacak. 
Kim bilir, bir bakmışsınız Nilüfer Sahnesi kendi tiyatro kadrosunu bile kurmuş.
Neden olmasın?

'Bir Delinin Hatıra Defteri'

Ülkemizde oynanan ilk tek kişilik oyun olan Bir Delinin Hatıra Defteri'ni Genco Erkal 50 yıl sonra yeniden yorumluyor. Nikolay Gogol'un en sevilen öykülerinden olan Bir Delinin Hatıra Defteri 1965 yılında sahneye uyarlanmış ve ülkemizde ilk tek kişilik oyun olarak Genco Erkal tarafından Ankara Sanat Tiyatrosu'nda oynanmış. Yıllar boyunca sanatçı aynı eseri üç kez, üç değişik yorumla sahnelemiş. Şimdiki yapım, oyunun 50. yıl kutlaması olarak gündeme geliyor.

Genco Erkal

Oyunda kırk iki yaşında ve yedinci dereceden memur olan Aksentin Ivaneviç Poprişçev genel müdürünün kızına aşıktır, kızın da kendisine aşık olabileceğini umar. Aşık olduğu kızın kendisi değil de bir aristokratı tercih ettiğini öğrendikten sonra gerçeklikten tamamen kopar. Delirme önlenemez.
Bu arada, Poprişçev'i canlandıran Genco Erkal'ın 81 yaşında olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı?

Oyunu izlerken, yaşadığım şu yıllarda aklıma mukayyet olmak için ne kadar büyük bir direnç gösterdiğimi, ancak tüm bunların beynimin arka odacıklarına gizlendiğini bildiğimi, bir gün gelip frenler tutmaz olduğuna neler konuşabileceğimi düşündüm de, umarım o gün hiç gelmez dedim.
Gelirse ben değil, yanımdakiler yandı...

Alkışlasak mı, alkışlamasak mı?

Niyedir bilmem, izlediğim üç oyunda da ben dahil tüm seyirci "alkışlasak mı alkışlamasak mı" tedirginliği yaşadı. Tedirginlik aşıldıktan sonra, özellikle de oyunun sonunda sanatçılar ayakta alkışlandı.

Alkış!

Levent Üzümcü sahneye çıkmadan önce boş tenekeyi kumaş panellerin arasından sahneye fırlatıp sahneye çıkmak için izleyiciden alkış bekliyor, eline tenekeyi her alışında izleyiciden kahkahalar eşliğinde sıkı alkış alıyor. 
Sokrates son gecesini izleyicilerin gözü önünde kendisiyle cebelleşerek geçiriyor.
Genco Erkal sahne ışıklarının birkaç saniyelik kararmasından istifade sahne pozisyonunu ve kıyafetlerini küçük dokunuşlarla değiştiriveriyor.
Hepsi de ayakta alkışlanmayı hak ediyor...

Mavi ışık

Ah, hani şu bir türlü kopamadığımız o mavi ışık var ya o mavi ışık, çok az da olsa birkaç kişinin yüzünde yandı söndü birkaç kez. Salon görevlileri lazer tutarak ya da yanlarına giderek uyardılar cep telefonu ile meşgul olanları.

Levent Üzümcü telefonuyla bik bikleyen izleyicilerin sahneden nasıl göründüğünü kendisi canlandırıverdi sahnede. Tüm ışıkları kapattırdı ve elindeki cep telefonunu açtı. O karanlıkta yüzüne alttan vuran mavi ışık ve o ışığa taparcasına gülümseyen adam görüntüsü epey (traji)komikti. Aynayı yüzümüze tutuvermişti ve biz de kendi halimize gülüvermiştik. O gülmelerin ardına utanç saklanmıştı aslında.

Neyse ki oyunun ortasında çalan bir tane bile telefon olmadı da utancımız artmadı. 
Oyun öncesi yapılan "telefonlarınızı kapatınız" uyarısı işe yarıyor demek.

Tiyatro İyidir

27 Mart Dünya Tiyatro Günü'ne özel yazdığım "Bir Dünya Tiyatro" yazımda dediğim gibi, tiyatro bir yansıtma sanatıdır. İnsana ayna tutar, gerçeğini gösterir.
İşte bu sahnelerde anlatılan hep bizim hikâyemizdir...