Seni Şardağ Pastanesinin önünde bekliyoruz Zeki

Belkıs ÖNAL PİŞMİŞLER 13 Şubat 2021 Cumartesi, 00:10

Eski bir benzin istasyonundan da başlayabilirdik. İçlerimize sinmiş dokunaklı bir hüznü önümüze katacak başlangıç için.

Fakat bir akşam gezmesi kuruldu gönlüme. Perihan teyzenin begonyalarının arasından, yemeyi akıl etmeyip dalgın dalgın bakıp kaldığımız çörek, börek, kek dolu tabakların yanında çay içtiğimiz akşam gezmesi. Nihayetinde biz de insandık ve fakat kimse bilmesindi bizim de kederimizi, ağrımızı. Ondan ötürü gülüyorduk hoşluk için. Annem, ben, Süreyya, sizin kızlar, ihtimam ikram.

Gam ve tasanın sona ereceği bir akşam mesela ne kadar da yakışırdı.

Gölcük'ten çıkmışız, kırk yıl önce bu ağustosa uygun akşamüstü, yokuşlu bir dönemeçte durmuş otobüs, eski benzin istasyonuna döneceksek, tam orda kucaklaştık hep beraber, neymiş ki efendim cam bardakta çay!

Temsil ve timsal çelişkimiz cabası canım, dünyalarımız birbirimizin avuçlarında, dostluklarımız kalbimizin içinde. Hani bir şaşkın bakış da girerse araya öyle miydi sahi diyen, say ki bizler öyle hakiki denk gördük, meramımızı. Sevinç, akıl, mutlak bir zarafet.

Palto, kaban, el örgüsü kazaklar, atkı ve hayal gücümüzü, gururu, tahmin edileceği gibi dinleyen herkese sezgisel olarak da doğrulatır.

Hayatın da tam böyle bir şey olduğunu karşımıza çıkaran şehirden geçeceğiz. Güzellik ve serüven kaynağı şehirden. Ağlama sesine şaşırma, üzülme de.

Bursalı kıza, silah dükkânında çalışan kıza söylenmiş şiirler konuşacağız. Resimler, büyük romanlar, tiyatro sesleri, müzik var ya hepsi işte, insana acılarını unutturan bir güçle, insan yüzlerine ve arkadaşlara dönüşürler ya, bu yüzden işte arkadaş sesi güzeldir de, şuradan geçecekken, Karacaoğlan'dan bu deyişi nerden çıkardın nerden ah.

Mezarımı yol üstüne koysunlar / Geçerken uğrasın yolu kızların, he mi Zeki?

Biz bu şehrin neyiydik Zeki?

Masalla gerçeği birbirine karıştıran eskisi gibi anlatılamayacak hikâyecilerin laflarıyla doğaya ve onura dair bir manzara heves etmiştik.

Gördüğü müşküllükleri, hiçbir şey unutturamadı bize onları.

Şu yapraksız ışıklı ağaçların üstünden, Setbaşı Köprüsünde laflayalım.

Sen Nail Atlı'dan söz et, Deniz Gezmişler'in idamına hayır diyen Bursalı tek milletvekilinden mesela, ben Cihan Alptekin'den sorayım, bir ara Bursa'dan geçmişler ya, "anaciğum eşkıyası olmamış dağ dağmidur" demiş olsun. Biz de Uludağ'a bakalım bu dağ öyle dağ midur? Niye Ulrike Meinhof'u diyeyim de, Ivo Andriç Bursa'da bu köprüden geçmiş mi diye bakalım, lafı uzatır burdan köye yol yaparız. Çıkar yolumuz terasa.

Kuştepe'de, Çarşamba'daki evlerinize, ünlü teneke sobanıza.

Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet abi şiirine çatarız alnımızı, sen hep bıkmadan, öyle bir halle işte, ekmeğin içine peynir yeşil biber, bir dilim domates koyup verirsin arkadaşına, ekmeği de gerçekten Ahmet getirmiş olur, bizim anarşist  Ahmet. Hatırımda öyle, Tahtakale'deki terasta taze ekmek peynir biber ah biz hiçbir pusuyu dert etmemişiz, radyodan duyulmuş sıkıyönetim genişletildi ilanı.

Kırk yılı aşkın bir zamandan sonra, barbarlığın sisteminden doğan salgın nedeniyle kaybettiğimiz sevgili insanlarımızı özlemle anarken, sen yoğun bakıma alındığında dünyanın şimdiye dek görülmüş en büyük eylemi, Hindistan'da ikiyüzelli milyon işçi ve köylü tarımdaki otoriteryen saldırıya karşı direnişe başlamıştı.

Hakikat bu ya, sen de hayatın ve şehrin gönül hikâyelerindendin Zeki.

Ayhan derdi, Şardağ Pastanesi nerdeymiş, önünden geçtik, pastaneyi bilmiyor! Unutulmaz sükûnetinle gülerdin anlatınca.

Bak, çiçekler Sibel'de.

Seni, Şardağ Pastanesinin önünde bekliyoruz vefalı dostumuz güzel arkadaşımız Zeki.