Yan Masal'a Nar'haba!

Belgin ÖNAL 16 Ocak 2021 Cumartesi, 15:21

"Şair kurtçuklardan ipek giysiler yapar." Wallace Stevens

Duyguların ateş ölçeri şairlerdir. Hepsi öyle olmasa da Sezai Sarıoğlu kırk derece üzerinde seyreder. Sözcüklerinin ateşini düşüremeyiz. Okudukça bir sirkeli su düşer kalplerimize.

Her gün yeniden yazılan, her yazıldığında tarihi sıfırlayan şiirlerdir. Dil yordamıyla sözcükleri karar durur sihirbaz maharetiyle. Her dizede tarihe taş atar kendi dilince. "çay bella, yürü ya külüm, aynalı karşı, alın kazısı, eşik kertmesi, rüyakâr, yapı döküm, su aşısı, dağ bozumu, benim kafka'm bozuk" Dîvânu Lugâti't - Sezai diyesiniz gelir okudukça.

"çocuk önde, masalları ortada, gül arkada bir heves"tir (2, s: 87) şiirleri. "ölümü saymazsak hiç uzağa gitmediler" dediklerine yazar belki, bizler için bile değil.

Sezai Sarıoğlu'dur ama tüm renklerin çocuğu ve kendisinin oğludur. Annesinin bozulmuş ruhunu, biçimini, bu dünyada karşılığını bulamadığı notalarının şairidir. Sokakların doğurmadığı ama yoğurduğu o çocuk; hecelerden olma, imgelerden doğmadır.

Çoğu yazı türlerinin adları öykü, roman, şiir ne olursa olsun ışığa tutulduğunda gizli öznesi hemen belirir. Yazanın çocukluğu. "dilini anlayamadığımız çocukların/ayaklarını da anlamadığımız kesin" (1, s: 18)

Çocukluğun dokunulmazlığı vardır ve şiirle korunur Sezai Sarıoğlu'nda. Değil mi ki artık büyüyen şey özlemdir gelmeyecek olana. O zaman dizelere dizilip her okuyanda yeniden yeni yaş alır geçmişe doğru o çocuk.

Deli Melihanin birlikte sinemaya gittikleri kendi hayatlarından kaçtıkları günlerden başlamıştır o şiirler yazılmaya. "dağ annelerde biterdi ve sinemaya giderdi." (2, s: 70)

O sesi, ruhu bozulan, anlaşılmamış, ruhu incinik annenin güzel şiiridir Sezai Sarıoğlu. Onun için, yazdıkları derin makamlı, yüksek rakımlıdır. Acının korunda közlenen çocuk şiir yazmıştır ve biz kalbimizle okursak anlayabiliriz ancak.

Gözler görüneni, kalp saklanarak yazılanı hatta yazılsa da mürekkebi kurumadan uçup giden halkaların yetmediklerini okuyabilir.

Yara takasıdır yazı derdine düşüren. İnsan seven yara sever, bilir yarasıyla okuyanlar. Büyük harf kullanmayışı, sözcüklerden büyük olmadığını, ustasını geçmeyen çırak oluşunu kabullenişin ifadesi olsa gerektir. "şair şiirde biterdi ve hayata çırak giderdi" (2, s: 71)

Bu coğrafyanın müfredat işi olmadan, sevmekle yoğrulup dile gelen, yan masal'dan bırakılan fesleğendir. Uzaktan bakılınca şiir, dokununca acıların kokusudur yazılan. Memleket manzaraların, dünya işlerinin, gönül dertlerinin, insan ol/amama hallerinin şairidir. "benim yazım bozuk kendimi yanlış yazıyorum" der ki biz onu doğru okuyalım. Bunun için onu Sol'dan okumak gerektir.

Çünkü, "ey insanı ve sınırları cetvelle çizen/dişleri boğazında dizili zalimler ey" (1, s: 20) Dünya mükemmel değildir ve gençlikten kalma bir direnişin inadıyla, ayak direyen bir ısrarla yazar dizelerini. Devrimcidir şiirleri, ordular çiğnese bana mısın demezler. Sağlamlık iyi çatılmış çatısından, hayatin suyuyla karılmış ruhundandır. Üfürünce yıkılan derme çarpmalardan olmadığı, şairin memleket meselelerine çarpımlarındandır. Sol'dan başlarsanız okumaya belki o vakit çözersiniz biraz da o manayı. Zamanın kirlerinden ovulmuş heceleri. "ne çabuk kirlendiniz/daha haftanın ortası" (2, s: 61)

Şiir yazması da "uzun derdini kısa söyleme" meramındandır. Çünkü "aslımızda hikâye çoktur, ama her hikâye aslını söylemez." (1, s: 37) parmak izlerini bırakır bir üstteki dizede. Çok anlatılmaz, anlatılamaz her şey. Azla yetinmesi duygu çokluğunu her okuyanına pay etme çabasındandır. Kuyumcu titizliğindeki şiirlerinin ayarı kaçmasın ister, okuyucusu anlar dilini çözdükçe.

Nokta yüzünden uçamayan cümleler özgürce uçar girer okuyucunun kalbine. Tanıdık bir yapı bulamayışımız, kolaycılığa alışık okuru zorlasa da sayfaları çevirdikçe kendimizle karşılaşmanın güvenine teslim oluruz. Sözcükler sustukça anlam yürü gider elleri arkasında kendi yolunda. Işık görürüm ben bu şiirlerde en çok. Sevginin, sevmelerin, hayatın, ölümün, kederin, ayrılışların ışığını. Hem sokağın çocuğunu her anne sever.

Bazı uzaklıklar hep hayaldir ve yakına gelmeleri için şiir olması gerekir çünkü ona göre, "hayat ve hayal bilgisi arasında ironidir" (2, s: 51)

Kendi şiir yatağında yol alır yazdıkları. Sezai Sarıoğlu yer yatağı yapmıştır sözcüklerine, üzerlerine zamanın ağır yorganını örtmüştür demlensinler diye. Herkese yer vardır şiirlerinde. Rakışık olmasanız da sarışık olursunuz şairinizle hece hece.

Köküne sadık şiirlerdir ve teslim olmayan sağlamlıklarının nedeni budur. "Sezaice" diye bir dil vardır ve ondan kendinize çevirirken bulursunuz kendinizi. Önce dili yaratmış, sonra o şiirlere "ol!" demiştir neredeyse.

Hem bana kalsa şiir anlaşılmamak içindir aslında. Çözüldüğünde ders kitabı bilgisine dönüşür kaygısı oluşur bende. Karanlıkta kalan, hep bilinmeyi bekleyen, sırlı felsefi bir yanı olmalıdır sanki. Biz bir illüzyonu görmek şapkadan çıkan hecelerin büyüsüyle şaşırmak ama nasıl oluyor olduğunu bilmemek isteriz.

Şiir anlaşılmak değil sezilmek ister. Hayatın şifreleri öyle kolay çözülseydi hiçte keyifli olmazdı.

Çünkü ona göre, "hayatı parmağından büyük bu aksi çocuk/sözümüzün içine bakar; bize size onlara diklenir" (1, s: 17) Aşkın acının mahpushanenin yarım kalmış çocukluğun, eğilmemiş bir basın, sürgünlerin rakılaşmaların, sohbetlerinin gizli haritasıdır şiirleri iz sürmesini bilene. Acıyı kaynatıp, sevgiyi demleyip, heceleri birbirine dolayıp şiirceye çevirmenin dilidir. Ve yeniden yazılır her okunduğunda. Çünkü tazedirler ve dünden kalsalar da bayat değildirler. Acının yemeğe kattığı lezzete benzer her tat buluruz şiirlerinde.  Çünkü usta işi yemeklerin göz kararı el lezzeti vardır. SezaiSarıoğlu kendi baharatlarıyla gelmiştir şiirinin başına. Tarifi meçhul, meraklısı çok dizelerini karıştırır birbirine. Bir tutam çocukluk, kaşığın ucu kadar öfke bire bir buçuk direniş, bolca, sevmek vardır kokusu gelir burnunuza.

Orhan Veli demesi "Şiir yeryüzündeki bütün kuşları, aynı anda harekete geçirme hareketidir." ve Sezai o kuşların elebaşısıdır.

Ne de olsa şair kuşların dilini öğrenmiştir. Biz de şairin. Şiiri belki her zaman anlamaz insan ama şairini nerde olsa tanır.

(1) Sezai Sarıoğlu, kurutmakağıdı, Kibele Yayınları, 4. Baskı, Mart 2019 (2017 Behçet Aysan Şiir Ödülü)

(2) Sezai Sarıoğlu, aşk dediğin haram olur, Kibele Yayınları,7. Baskı, Mart 2019