Oruç Aruoba

Belgin ÖNAL 31 Mayıs 2020 Pazar, 11:43

Bugün 31 Mayıs 2020 bir haber;  "Oruç Aruoba vefat etti"... Yazdıkları, kendi gibi sade, yalın bir cümle.

Okuduğuna inanmalı mı insan? Ne çok öldük bu yıl. Yetmedi demek. Hayat doyamadı almaya. Hem de onca kötüler hoyratça yaşamaya devam ediyorken. Bütün iyi insanlar, yüreği ışıldayanlar, kalemi gül kokanlar gitsin. Biz kalalım yapayalnız bu dünyanın ortasında. Kitaplara, birkaç güzel söze, bizi gönülden vuran dizeye tutunarak yaşayan bizler, yerleri doldurulamayacak o güzel insanların binip gittiği atlarının, geride bıraktığı toza toprağa bulanıp bir heykel suskunluğunda kalıyoruz bir başımıza.

Aslında giden onlar değil, bizleriz. Kendilerini bizlere bırakıp ilerliyorlar yaşamın çizgisinde. İçimiz de sözlerden, düşüncelerden yığılı bir hüzün kalıyor ne yapacağımızı bilemediğimiz.

Cemal Süreya için, "Bir şairin gözleri kapanınca dünyada görülecek şeyler azalır." derken o da biliyordu gitmenin ne demek olduğunu...

Türkiye'nin önemli düşünürlerinden Oruç Aruoba 72 yaşında yaşamını yitirdi. Akademisyen, yazar, şair ve felsefeci olan Oruç Aruoba 'Türkiye'nin Nietzsche'si' olarak adlandırıldı.

"İle", "Uzak", "Yakın", "Yürüme", "De ki İşte", "Tümceler", "Ne ki Hiç" isimli kitaplarıyla tanınan Aruoba, Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celan'ı Türkçe'ye çevirerek, literatüre kazandıran Aruoba, özgün bir dille yazdığı haiku (Japon tarzı kısa şiir) tarzındaki şiirleriyle de geniş kitlelere ulaştı.

O ulaştığı kitlelerin dünyada görülecekleri azaldı. Hüzünleri çoğalırken. Felsefenin elinden tutup şiirle gösterdi dünyayı bizlere. Derin bir bakıştı bu. Ve olduğu gibi.

Sanki kendisi yazmamış, dünyayla okuyucu arasına girmemişçesine, kenara çekilip bize kendi gözlerini emanet ederek, okuyucusuna güvenerek ama hayatın karmaşıklığına güvenmediğini o kılçıklı dünyayı temizleyip önümüze koyarak gitti. Çünkü ona göre "Yavaştır yaşamının anlamı."  O yavaşlığına uymayan bir hızla gitmesi biraz da kırgınlık bıraktı bizlere.

Onun o güzel cümlelerinden daha güzelini nasıl yazabilirim ben.

"Ölümle 'sona eren', yaşamın kendisidir; anlamı değil: Öyle yaşamlar vardır-olmuştur ve yeniden olabilir- ki, asıl anlamlarını ölümden sonra yaşarlar -ve yaşatırlar.

Kimi yaşamların anlamı, ölümle, ölümden sonra, başlar - ve büyüyerek sürer. Kimi yaşamlar -çoğunluk insanların yaşamları- ise, ölümle gerçekten de sona erer; çünkü zaten, başından başlayarak ve boydan boya, anlamsız olmuşlardır."

İnsanın içi ezilmesi nasıldır yaşayan bilir. "Çünkü özlemi her şeyi kaplayan bir boşluktur."

"Bugün, şimdi, yalnızca ben biliyorum; ben de öldüğümde de, artık kimse bilmeyecek..."  bu cümleyi yazabilen Oruç hocamızı hepimiz hep bileceğiz. Asıl ölüm bilmeyecek. Ona söylemeyeceğiz.