Çocuk ve edebiyat

Belgin ÖNAL 13 Ekim 2019 Pazar, 23:49

Çocuklarla felsefe yaparken en kıymetli malzememiz, değerli eylem olanaklarını bize gösteren edebi metinlerdir. Her şeyi yaşamaya yetmeyecek ömür de, bizimkinden başka "ben"lerle ve onların kıymetli yaşam örnekleriyle karşılaşmak elimizde hiçbir hayat bilgisi olmayan hepimiz, özellikle çocuklar için büyük şanstır.

Bir metnin merkezi, yazarın yaşamla ilgili anlamı sakladığı gizli yerdir. Olası bütün yaşantıları ve gözlerini ödünç verdiği yerdir. Ve aslında yaşamın ana teması ölümdür, hepimiz biliriz bunu. Diğer tüm temalar onun etrafında dolanır durur.

İyi bir metin sadece bizi oyalayan, eğlendiren değil; yaşamın yansıması olan, düşündüren, olayların derin anlamlarını kavramamızı sağlayan metinlerdir.

Ustalıkla üstü örtük verdiği kavramların örtüsünü kaldırma hissi yaratanlar yüreğimizde zamansız yerlerini alan yazarlardır. Göz bağlayıcı birer sihirbaz maharetiyle yaparlar bunu. Bizi etkilerler ve bundan büyük zevk alırız. Bile isteye bu büyüye kapılırız ve iyi bir okur olarak o sihrin nasıl yapıldığını öğrenmek ister gibi metnin katmanları arasında dolanırız. Bilmek isteği bir yanılsamadır ve biz büyülenmeyi seçmişizdir gerçekte.

Her okuma dünyayı, doğayı yeniden kurma isteğidir biraz da. O bozduğumuz, zarar verdiğimiz kötülüklerimizi aklama çabasıdır belki de kimbilir.

Yaratılan dünyayla yaşadığımız dünya arasındaki o bitmez çelişki arasında ulak olan yazarın kelimelerini okumak iyi gelir bize. İnsan doğası, eylemleri, değerleri, değersizlikleri, savaşları ve sonrasında abartarak savundukları barış arayışlarıyla yaşayan insanoğlunu anlamak isteriz. Bunca yoksulluğa, kadere ve kedere ortak olanları bilmek isteriz. Bunları bilmek için okurken biraz gözlerimiz yaşarabilir. Bazen hıncımızdan bazen acıdan.

Edebiyat bize yalnız olmadığımızı anımsatır. Vardır bizler gibiler ve bizlere benzemeyenler. "Aynı güneşin ve yıldızların altında bunca farklı kalpler nasıl yaşamalıdır?" sorusu kendiliğinden çıkagelir. Biz dünyayı hallaç pamuğuna çeviren yetişkinler olarak çocuklarımızla aynı dünyayı paylaşırken utanç duymadan yaşayabilmek için edebiyattan medet umarız. Biz gösteremiyorsak olası değerli eylem olanaklarını yazabiliriz. Kelimelerin içine saklanmış anlamları öğretebiliriz. Özgün ruhları bozulmadan, büyüklerin tezgâhında henüz dokunmaya başlamadan kendi özgür seçimleri için ipuçları, hayat bilgileri bırakabiliriz avuçlarına. Çünkü iyi bir metin hayatın kendisidir. Hayatın içinde pişirildiği kaptır edebiyat. Ve felsefe pişen yemeğe lezzeti veren baharatlardır. Farklı koku ve aroma içeren. Bu ölçüyü düşünce ve sorgulama becerisi yetkin yazarlar en lezzetli metinleri yazanlardır. Yoksa diğerleri mide bozan okumalardan öteye geçemez. Hayatın izdüşümü olan, erdemlerin, değerlerin saklandığı metinleri bulabilmek gerekir. Okuduktan sonra bizde devam eden ışık ve damaktaki tat belirleyicidir. Biz çocuklarımıza böylesi lezzetlerle tanıştırmalıyız. Bizim bozup bıraktığımız dünyada yaşayacak çocuklara karşı vicdani bir sorumluluğumuzdur bu. Zamanlar, yüzyıllar, çağlar değişse de değişmeyen değerleri bilmeli çocuklar. Savaş çıkaranlarla barışı yaratanların, yoksulluğu yaratanlarla hiçbir şeyle doyamayanların aynı insan soyundan geldiğini ve bu ayrımları yaratan nedenleri sorgulayabilmeli çocuklar. Sorgulama felsefenin nirengi noktasıdır ve hayat oradan yeniden başlar.

Hayır diyebilen, reddetme hakkının farkında olan, duyarlılığı gelişmiş, halden anlayan, başka öznelerle barış içinde nasıl yaşanacağı üzerine kafa yoran çocuklara ihtiyacımız var. Onların o eşsiz ve masum dünyalarından öğreneceklerimiz var. Unuttuğumuz kendi çocukluğumuzun o katışıksız kökümüzü hatırlamaya ihtiyacımız var. Bilinmeyenlerle dolu dünyamızda onların ışıklarını karartmayalım yeter. Geçmişi, geleceği ve şimdiyi gören çocukların önünü kapatmayalım yeter. "Başka türlü de olabilirdi." cümlesine kafa yoran çocuklara köstek olmayalım yeter. "Çocuklar, anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe, yeni bir dünya kurulamaz." der  Alexis Carrel

Aslında geleneklerle, uydurduğumuz kalıp ve kurallarla kurgu olan hayat mıdır yoksa edebiyat mıdır? Kahramanlık hikâyelerinden kurtulması ve kendi hikâyesini yazabilmesi gerekiyor çocuklarımızın. Bunun için de felsefenin özgür sorgulamasına ve edebiyatın benzersiz dil dünyasına ihtiyaç var. Yani eski olan her şeye yeni bir göz ve dil gerekiyor. Bunu en güzel çocuklar başaracak biliyorum. Ve onları uyutan değil, aksine uyandıran masallarla başlamalı işe.