COVID -19'a yalın bakış

Aysun YILMAZLAR 01 Nisan 2020 Çarşamba, 00:04

Bugün 1 Nisan şakası yerine aklımızı başımıza alıp geç de olsa 2019'un son aylarında gezegenimize düşen ve tanıştığımız COVID-19'un neden olduğu salgın sürecinin haritasını çizelim.

Bir COVID hastası, virüsü üç kişiye, o üç kişi üçer kişiye, o üçer kişi de üçer kişiye bulaştırır ve bu bulaşma hızla devam eder. Dolayısıyla ilk COVID  hastası sadece yakın çevresine bulaştırmakla kalmıyor, yaşadığı yakın ve uzak çevresine, ülkeye ve diğer ülkelere hastalığı bulaştırmış oluyor. Bu sürecin kökü yani başlangıç noktası o "COVID hastası" dediğimiz kişi. Yani korkutucu salgını önlemenin çaresi o "bir hasta"nın bulaştırmasını önlemek. Önlemenin birinci yolu izolasyondur, yani Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu'nun yayınladığı "14 Kural"ı uygulamaktır. Açıkça söylemek gerekirse çare biziz yani halktır.. İnanın!...

Bu da yetmiyor...

İkincisi ise sürveyans denilen taramadır, yani hasta avcılığıdır. O COVID hastasının çevresindekilerde hastalık aramaktır. Burada görev hem devlete hem millete düşüyor.

Bu da yetmiyor...

Üçüncüsü testtir ve bu da devlete düşüyor.

İşte salgın süreci haritasının en başındaki bu üç aşamayı başarılı şekilde 83 milyon hep beraber gerçekleştirirsek salgın grafiğinde plato ve sonra da aşağı düşüşü yakalamak mümkündür. Aynı Japonya, Singapur, Hong Kong ve Güney Kore örneklerinde olduğu gibi.

Burada yalın bakışın Uzak Doğu ülkelerinden doğduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Hastalandıktan sonra başlayan bulgusuz, bulgulu, ayaktan veya hastanede yatarak tedavi ve en son safha yoğun bakım tedavisi, ki hangi safha olursa olsun artık iş klinisyenlere düşüyor. Dahası sağlık ordumuz başarılı bir şekilde canları pahasına üstlerine düşeni yapıyorlar.

Neden bu büyük fotoğrafı görüp, kök sebebe inanarak bu üç önlem; yani izolasyon, tarama ve testlerinin üzerinde daha çok durulmuyor?

Kök sebepteki en önemli aktörler Aile Hekimleri, Halk Sağlığı Uzmanları ve Epidemiyologlar neden vazife başında değiller?

Sürecin en aktif olanları onların olması gerekmiyor mu?

Koruyucu, önleyici yani proaktif olmak gerekmiyor mu?

Hastalık başgösterince Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji, İç Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları ve Anesteziyoloji ve Yoğun Bakım bilim insanları tabii ki teyakkuzda olacaklar.

Hatta üzülerek yazmak durumunda kalıyorum ki bu safhada gerekli ekip ve ekipmanların böylesi bir salgında yetersiz kalacağı da kaçınılmaz, hatta 'yoğun bakım yatak sayılarımız yeterli' demekle kalmış oluruz.

Bu risk neden önceden proaktif düşünülerek harekete geçilmiyor?

Yalın bakışın temelindeki proaktif düşünceyi keşke anlayabilseydik!

Üzülerek sesleniyorum. Her geçen gün ülkemizin salgın konusunda geç kalınmış gün hanesine yazıyor ve salgın eğrimiz yükseliyor. Umarım er geç platoyu görürüz ve eğrimiz inişe geçer. Bu da yazdığım üç önlemle mümkün.

Not: Halk sağlığı uzmanı değilim, haddimi aşmış olabilirim ama Hacettepe Tıp Fakültesi'ndeki eğitimimde Toplum Hekimliği dersimi merhum Prof. Dr. Nusret Fişek'den almıştım. Öğrendiklerimi yalın bakış ile sentez etmeye çalıştım.