Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.5123 0.05
Euro : 3.916 -0.1
İMKB : 100072 0.69
Altın : 141.19 0.05
Büyük ve yalnız adam (!)
Suat Oktay ŞENOCAKSuat Oktay ŞENOCAK
19 Nisan 2017 Kimden söz ettiğimi biliyorsunuz elbet; Recep Tayyip Erdoğan. "Muhtar bile olamazsın" diyenlere inat, hem onlardan intikam alıyor, hem de bu ülkede olabilecek her şey oluyor, bir tek rezil olamıyor (!)

16 Nisan öncesi yaptığım değerlendirmede, Erdoğan'ın referanduma bir şeye güvenerek girdiğini, kaybedeceğini anladığı anda referandumun bir bahane ile iptal edileceğini yazmıştım.

Gerçekten de öyle oldu ve Sn Cumhurbaşkanı, devletin el verdiği ya da el vermediği, yettiği ya da yetmediği ne imkanı varsa her şeyi, en ince ayrıntısına, zerresine dek kullandı, kullanmakla kalmadı, tek kelimeyle ve amiyane tabiriyle “sömürdü”.

Recep Tayyip Erdoğan'ın güvendiği şey ise kendi yarattığı hukuksuzluk sistemiydi ve bunu sağlama aldığı ortam da yine kendi kararı olan OHAL’den başkası değildi.

Israr ve inatla OHAL’de referanduma gitmesinin sebebi de elbet seçimin hemen ardından anlaşıldı.

“Mühürsüz milyonlarca oy pusulası ve zarf”.

2010’da kendi çıkardıkları yasaya göre o oylar geçersiz sayılmalıydı ama kendi çıkardıkları yasayı yine kendileri hiçe saymaktan çekinmediler.

Tüm olağanüstü imkanlara rağmen referandumda çıkan kıl payı sonuç, Recep Tayyip Erdoğan'ın istediği gibi olsa da, yanıtsız kalan soru şu; “Bu ülke böyle bir durumu hak ediyor mu?”

Taraflı tarafsız tüm hukukçular, aklı çalışan, sorgulayan her insanın kafasında şu soru hâlâ asılı duruyor ve şimdiye kadar kimse çıkıp dile getirmedi; “Yaşananlar bir planın parçası olabilir mi?”

Plan evet, plan, yani bir tezgâh, kurmaca bir düzen, düzenek, ketenpere…

Çünkü, sosyal medyaya yansıyan videolar, görseller ve bilgiler hiç de göz ardı edilebilecek gibi değil ve ister istemez, “Yok artık, bu kadarı da olamaz” dedirtiyor insana.

Peki ya eğer referandumda tam tersi bir sonuçla, az farkla hayır kararı çıksaydı ne olacaktı dersiniz?

Elbette, bugün geçerli sayılan mühürsüz oylar kendileri tarafından ortaya serilecek ve itiraz sonucu geçersiz sayılarak referandum “paşa paşa” yenilenecekti…

İşte bu durumu dikkate aldığımız zaman, diyorum ki, “Mühürsüz oy pusulası ve zarflar, aslında planın bir parçası. Duruma göre kullanılacak bir kozdu. Planı bozan ise bu usulsüzlüğün diğerleri tarafından fark edilmesi oldu”.

YSK Başkanı Sadi Güven mühürsüz oyların geçerli sayılma nedeni hakkında “böyle uygun gördük” şeklinde yaptığı açıklama durumu özetlemiyor mu sizce?

Aslında kendisinin uygun gördüğü bir durum yok, uygun gören o değil, Reis’in ta kendisi…

Reis, Recep Tayyip Erdoğan….

Erdoğan bu maçı, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle çoktan kazanmıştı oysa.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise nasıl kumpasa getirildiğini bugün bile anlamamışa benziyor.

Karşısında faullü güreşen, yenileceğini bile bile, hakeminin taraf tuttuğu maça çıkıyorsa hala, bunun tek bir açıklaması olabilir: Aptallık.

Ve sonuç itibariyle Erdoğan, Türkiye gerçekliğinde büyük bir siyasetçi ve tek adam, bir o kadar da yalnız…

Yanınızda kalabalıkların olması sizi yalnızlığınızdan kurtarmaz…

Etrafındaki zümre ona yalakalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor; belli ki, o da onların yalakalığından pek memnun olmalı, lakin halkın çoğunluğu Erdoğan’ın tek adam olmasından hoşnut değil.

Belki bugün kendi kurduğu plan içerisinde “Atı alıp Üsküdar’ı geçti” ama o bindiği at yakında onu üzerinden silkelerse kimse şaşırmasın. Çünkü Üsküdar’dan aşağı Kasımpaşa(!)

Ortada gerçek anlamda bir hukuksuzluk varsa, bu aynı zamanda kul hakkıdır ki, “Elhamdülillah Müslümanım” diyen biri için en büyük vebal kul hakkıdır. Mazlumların ahı zaten orada bir yerde duruyor, işin içine kul hakkı da girdiyse,..

Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun!

@SuatOktySnck

Bu makale 283 kez okunmuştur