Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.4982 -0.13
Euro : 4.1826 -0.07
İMKB : 104123 0.12
Altın : 145.95 0.5
Ne yapmalı?
Serdar ESENSerdar ESEN
23 Ağustos 2017 Zor zamanlardan geçiyoruz. Bırakın doğrudan demokrasiyi, temsili demokrasi bile rafa kalktı.

TBMM sadece göstermelik bir organa dönüştü. Emek ve emeğin haklarından söz eden yok. Doğanın talanı giderek hayal sınırlarımızı aşıyor. OHAL sonrası temel özgürlüklerimizi bile kullanamıyoruz. Ayrımcılık had safhada; Suriyeliler, Kürtler, Ermeni ve diğer azınlıklar, Aleviler, LGBTİ bireylere yönelik var olan ayrımcılık daha da arttı.

Derinleşen kutuplaşma ülkeyi düşman kamplara böldü. Farklı olana tahammül, hoşgörü nerdeyse kalmadı. Kadına, çocuğa, LGBTİ’lere yönelik taciz/ tecavüz artıyor, hayvanlara vahşice saldırılar yapılıyor. Toplum saatli bomba gibi, her an bir yerlerde patlamaya hazır!

Bu durumun sürdürülebilir olmadığı açık. Birbirimizi yok etmeden, bir an önce bu halden kurtulmak, sevginin ve hoşgörünün egemen olduğu bir toplumu yeniden kurmak zorundayız.

İşimiz kolay değil, ama istersek yapabilecek gücümüz de yeteneğimiz de var. 16 Nisan referandumunda bunun işareti verildi. AKP’ye oy verenleri ötekileştirmeden, aşağılamadan derdimizi anlatabileceğimizi ve iletişim kurabileceğimizi, yetersiz de olsa gördük, anladık. CHP’li, HDP’li, MHP’li, AKP’li, SP’li ve sosyalist kesimler “tek adama hayır” sloganında bir araya gelebildik. Şimdi yapmamız gereken aynı kesimlerin, daha da genişleyerek “demokrasi, adalet, eşitlik, vicdan” temelinde bir araya gelmesi.

Ne yazık ki “bağzıları” HDP ile ve Kürtlerle yan yana gelmek istemiyor. Bir başka kesim ise CHP ile bir arada olmaya karşı. Hiç kimse tüm muhaliflerin tek bir partide bir araya gelmesini önermiyor. İstenen bu kötü gidişe karşı yukarıda saydığımız ilkeler temelinde birlikte mücadele vermek. Zamanı geldiğinde de yine bu ilkeler doğrultusunda ortak aday belirlemek. Ne CHP’nin, ne HDP’nin ne de MHP’li muhaliflerin bu kötü gidişi tek başına durdurmaları mümkün değil. Yani tek başına kurtuluş yok! Hatta bu üç grubun birlikte hareket etmesi de yetmez, AKP’ye oy veren ama gidişattan şikayetçi olan kesimlerin de ikna edilmesi gerekiyor.

Farkında mıyız bilmiyorum ama AKP içinde durumdan rahatsız olan ama AKP sonrası belirsizlik ya da korkular nedeniyle istemeden de olsa AKP’ye oy vermeye devam eden, küçümsenmeyecek bir kesim var. Bunların bir bölümü AKP döneminde iş kurmuş veya kredi almış kişiler ve AKP sonrasında zarar göreceklerini düşünüyorlar. Muhalefetin ekonomik programlarını anlatması ve AKP sonrasında neler yapacakları konusunda halkı bilgilendirmeleri bu korkuyu azaltacaktır.

AKP seçmeninin bir bölümü ise geçmişte sol adına yapılan kimi yanlış uygulamalar ya da sola ilişkin kimi yanlış algılar nedeniyle tedirgin durumda. Başörtülerinin zorla çıkartılacağı veya ibadet etmelerinin engelleneceği gibi yersiz korkular sonucu AKP’ye oy vermek zorunda kalanlar var. Bunların da kazanılması için laikliğin dinsizlik demek olmadığı, sadece devletin tüm inançlara eşit mesafede olmasının savunulduğu anlatılmalı. Dinin siyasete bir daha alet edilmemesi için de, geçmişte yapılan üniversite kapılarındaki “ikna odaları” benzeri uygulamalar için CHP’nin özeleştiri vermesi yararlı olacaktır.

Geçtiğimiz günlerde HDP’nin “tutsak” eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın da söylediği gibi “bizi kurtaracak olan Türklüğümüz, Kürtlüğümüz, Müslümanlığımız, Aleviliğimiz değildir. Bunlar kuşkusuz önemlidir ama bizler emek, demokrasi, adalet gibi kavramlar etrafında bir araya gelirsek içinde bulunduğumuz durumdan kurtulabiliriz”. 

Farklılıklarımızı değil, ortak noktalarımızı öne çıkartarak ve birbirimize hoşgörü ile saygı göstererek bu karanlıktan çıkacağız. Barışı, adaleti, laikliği, demokrasiyi, eşitliği birlikte kazanacağız.

@aserdaresen

Bu makale 471 kez okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları