Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.4982 -0.13
Euro : 4.1826 -0.07
İMKB : 104123 0.12
Altın : 145.95 0.5
Bu daha başlangıç!
Serdar ESENSerdar ESEN
24 Nisan 2017 Ülkemizin çok sayıda sorunla boğuştuğu bir dönemde, topluma zorla dayatılan bir referandumu geride bıraktık.

Beklendiği gibi başa baş bir sonuç ortaya çıktı. Ama ilginç olan, kimin kazandığı, kimin kaybettiği belli değil!

YSK sonuçlarına göre Evet oyu yüzde 51,4 ve Hayır oyu yüzde 48,6. Ancak milyonlarca oy pusulasının mühürsüz olduğu ve bunların hemen hepsinin Evet olduğuna ilişkin açıklama ve itirazlar sonucun meşruluğunu tartışmalı hale getirdi.

Her seçim sonrasında kimi itirazlar olması beklenen bir olaydır, ancak bu kez ortaya atılan iddialar daha öncekilerin çok ötesinde. Yaklaşık 2,5 milyon oy pusulasının mühürsüz olduğu ve daha önceki seçimlerde mühürsüz pusulaları için YSK’nin “geçersiz” kararı verdiği ve seçimi tekrarlattığı açıklamaları sonucu değiştirecek boyutta. Ayrıca bazı sandıklarda “tercih” mührü yerine “evet” mührü kullanılması, Güneydoğu’da sandık başlarında silahlı kişilerin bulunması, HDP müşahitlerinin sandıklara yaklaştırılmaması bu iddiaları daha da büyütüyor.

İktidarın tüm bu iddialara karşı kuşkuları giderecek açıklamalar yapmak yerine “Atı alan Üsküdar'ı geçti”, “Geçti Bor’un pazarı” şeklindeki cevapları ve YSK’nin itirazları reddetmesi sonuçların meşruluğu kuşkusunu arttırdı. Halk bu duruma olan öfkesini sokaklara çıkarak ifade etmek istedi. Yapılmak istenen demokratik bir itirazdı. Ancak bir yandan güvenlik güçlerinin orantısız müdahaleleri, diğer yandan ana muhalefet partisinin devletten yana tutum alarak halkın öfkesini yatıştırma çabaları bu demokratik gösterilerin büyümesini önledi, AKP’yi rahatlattı.

Elimizde yeterli bilgi olmadığı için 'Evet' kazandı ya da 'Hayır' kazandı diyemiyoruz. Ancak kafalardaki soru işaretleri giderilmedikçe, yapılan itirazlara tatmin edici yanıtlar verilmedikçe bu referandumun “meşruiyeti” tartışmalı olacaktır. Kuşkusuz ki bu konunun bir yönü, yani yasal ve matematiksel tarafı. Hak, adalet yönünden baktığımızda ise Hayır’ın kazandığına eminim.

OHAL süreci içerisinde, ülkenin üçüncü büyük partisinin eş başkanları ve çok sayıda milletvekili ile belediye başkanı tutuklu iken yapılan bir referandumun adil olmadığı baştan beri söylenmekteydi. Referandum sürecinde neredeyse tüm TV’ler ve gazeteler 'Evet' propagandası yaparken, tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı açıkça 'Evet' için oy isterken, 'Hayır' diyenler ise TV ve gazeteleri bırakın sokaklara bile çoğu yerde çıkamazken halkın yarısının 'Hayır' oyu kullanması kuşkusuz ki başarıdır. Hele Güneydoğu’da tüm baskılara karşın yüzde 70 dolayında 'Hayır' oyu çıkması büyük başarıdır.

Yapılan bunca adaletsizlik, eşitsizlik ve hukuksuzluğa karşın yüzde 51 'Evet' sonucuna AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da sevinemediği açıkça görülüyor. Referandum akşamı yüzlerindeki ifade kazanmış değil, kaybetmiş kişilere özgüydü.

MHP ile yapılan işbirliği beklenen desteği sağlamamış, MHP’den gelen destekten daha fazlası AKP’den eksilmişti. Özellikle büyük şehirlerin “Hayır” demesi, kaçınılmaz sonun başlangıcını işaret ediyordu.

Toplumun yarısı “tek adam yönetimi”ne 'Hayır' dedi. Her ne kadar 'Evet' cephesi matematiksel olarak kazanmış görünse de, karşısındaki yüzde 50'yi dikkate almadan icraat yapması kolay olmayacak. 'Hayır' diyenlerin homojen olmadığı bilinmekle birlikte, 'Hayır'da buluşanların önemli bir bölümünün bundan sonra da demokrasi mücadelesinde ortaklaşmaları beklenmekte. Herkes artık gördü ki, parlamenter demokrasiyi savunmak için bir araya gelmekten başka çare yok.

Evet, kayayı yerinden oynattık, moral ve umut kazandık. Şimdi bu moralle mücadeleye devam etme zamanı. OHAL’e, savaşa, kıdem tazminatlarının yok edilmesine, doğanın talanına, ve diğer antidemokratik uygulamalara karşı hayırı daha da büyütecek bir mücadele ve demokratik bir anayasa çalışması, yapılacak ilk seçimde kazanımlarımızın karşılığını almamıza yol açacaktır.

@aserdaresen

Bu makale 547 kez okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları