Dört mahallenin halkından, arsalarını tek tek satın almak çok zordu.
Kimse böylesi bir kaynağı bulamazdı. Üstelik herkesin evini arsasını satacağını kimse garanti edemezdi.
Derken, Belediye Kanunu’nun “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” başlıklı 73. maddesi imdada yetişti.
“Eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek” amacıyla, senelerdir, inşaat müteahhitlerinin yaptığı şeyi, “kat karşılığı inşaat sözleşmesini” ‘kamu yararı gözeterek’, böyle büyük bir arazi parçası üzerinde itirazsız yapabilirlerdi.
Ahali biraz mırın kırın etse de, sonunda yasanın gücü üstün geldi ve Belediye’yle sözleşmeler imzalandı.
Dört mahalle yıkıldı.
Dört mahallenin yerine, neredeyse sekiz mahalle halkını alacak bina dikildi.
Kentin göbeğinde kentin siluetini, hemşerilerin bütün seyir zevkini bozacak ucube yapılar yükseldi.
Kenti, şirket gibi yönetme mantığı, kent planlamacılığına galebe çaldı.
Dar bir alanda yükselen binlerce dairenin su, kanalizasyon, otopark vb. altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasında kent planlaması açısından karşılaşılabilecek sorunlar göz ardı edildi.
-o-
Derken, o beklenen gün geldi çattı.
Dairelerin teslimi zamanı.
Kat karşılığı arsasını belediyeye veren insanlar, bir baktılar ki; 75 m2 yerine 100, 100 m2 yerine 125, 125 m2 yerine 150 m2’lik daireleri var.
TOKİ’nin internet sitesinde, bu ilave metrekareler için onbinlerce liralık borç listeleri yayınlanıncaya kadar sevindi, insanlar. Devlet ve talih yüzlerine gülmüştü; bu kez.
Ancak, listeleri görünce şoka uğradılar.
Çünkü, çoğunun bu paraları verebilecek durumu yoktu. Yerlerinden, yurtlarından olacaklardı.
Diğer yandan, tüccar yöneticiler ve rantçı şirketlerin; kentin tam göbeğinde, arazi değerinin çok yüksek olduğu bölgedeki, dört mahallenin halkından, evlerini arsalarını hem beş kuruş vermeden alıp, hem de üstüne tonla tatlı kârı kasalarına atıp götürmeleri ...
... hayaldi. Şimdi gerçek oluyordu.
Ancak, listelere tepki büyük olunca; büyük ihtimal seçim sonunda tekrar konulmak üzere hemen internetten kaldırıldı.
İnternetten kaldırıldı ama; Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi mahalleli üyelerinin zihnine, silinmeyecek şekilde kazınmış oldu.
Borç listesinin gölgesinde, haklarında neler düşünülebileceğini tahmin eden konutların sahipleri, bugünlerde sıkı çalışıyor; sık sık toplanıyor ve ne yapacaklarını tartışıyorlar.
En son dün (28.05.2011) Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde bir araya geldiler. Belediye’nin işlettiği Kültür Merkezi’nin salonunun açılmamasına aldırış bile etmediler. Toplantılarını, bahçede yaptılar.
Ellerinde, tapu gibi sözleşmeleri var ve kendilerine imzalamak üzere sunulan başka hiç bir belgeyi imzalamak niyetinde değiller.
Bu sözleşmelerin, kat karşılığı inşaat sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve dairelerin kendilerine verilmemesi gibi bir şansın olmadığını biliyorlar.
Toplantı sonunda, Kültür Merkezi’nin dış kapısına yönelirken, etraftan duyulacak şekilde mırıldanan başörtülü bir nine, konuyu özetleyiverdi :
“Müslüman bunlar. Müslüman da bunu yaparsa...”