Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.5582 0.18
Euro : 3.8778 0.17
İMKB : 94655. 0.4
Altın : 144.59 -0.34
İnsan değer ve onurunu yüceltmek
Cemal YAĞCICemal YAĞCI
02 Aralık 2015 Geçtiğimiz hafta Manisa'da Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünün ev sahipliğinde düzenlenen Sosyal Hizmet Sempozyumu 2015'e katıldık.

Sempozyumun bu yılki teması İnsan Değer ve Onurunu Yüceltmek olarak belirlenmişti.

Dünya uzun süre dinlerin egemenliğinde döndü. Krallar ya da padişahlar dinlerini yaymak için savaşlar yaptılar. Çağlar geçtikçe kendilerini sadece dinleriyle ifade edemez, tanımlayamaz oldu toplumlar ve uluslaşma süreci başladı. Bir devletin tebası iken bir anda onlarca devlet türeyiverdi koca imparatorluklardan.

Bir süre sonra ulus kavramının da önemi azaldı, etnik unsurların tanınması ve hakları önem kazanmaya başladı. Derken bu da yetmedi aynı etnik yapıların içinde cemiyetler, topluluklar öne çıktılar.

Süreç böyle ilerlerken aslolanın insan olduğunu fark etti dünyalı.

İnsan değerliydi, insan onurluydu. Sonra bir şey daha fark etti dünyalı.

Evet insan değerliydi, insan onurluydu ama bütün insanlar değerli ve onurluydu; engellileri, dışlanmışları, görmezden gelinenleri de değerliydi insanın. Yaratılanı severdik yaradandan ötürü ama sadece severdik.

Oysa sadece sevmekle olmuyordu, seviyorsan değer vermeliydin, seviyorsan onurunu korumalıydın. Korumak da yetmezdi, aynı zamanda insanın değerini ve onurunu yüceltmek lazımdı.

Bu girişten sonra, hep yaptığım gibi gerçek bir öyküden örnek vereyim:

Polonya'da bir bakım ve rehabilitasyon merkezi 20 yaşında ağır düzeyde zihinsel ve fiziksel engelli bir genç kız. Hareketli ortopedik yatağından elektrikli düzeneğiyle oturur pozisyona getiriliyor. Kız, sadece başını sağa sola hareket ettirebiliyor. 

Başının yanına telsiz mikrofona benzer bir aparat yerleştirilmiş. Başını ona yasladığında bir çıt sesiyle masadaki mutfak çırpıcısı dönmeye başlıyor. Kız, kahkahalar atıyor, biliyor ki o başını aparata değdirirse mikser dönmeye başlıyor, başını diğer yana çevirirse dönmüyor. Şimdilik yapabildiği tek şey bu, bazen bir mikseri, bazen bir saç kurutma makinesini sadece başını hareket ettirince çalıştırıyor. Bu eylem sonunda son derece mutlu oluyor. Biliyor ki anahtarı ondadır.

İnsanın değerini yüceltmek için kocaman kocaman laflar etmeye gerek yok, telsiz mikrofona benzer küçük bir anahtarla bunu yapabilirsiniz.

500 bin kişi engellisine baktığı için engelli bakım aylığı alıyor. Merak ediyorum, bu paranın ailenin refahını kısmen artırdığını bir yana koyarsak engellinin yaşamına ne kadar değer katıyor, ne kadar kolaylaştırıyor?

Bütün mesele engellinin de insan olduğunu, onun da değerli olduğunu hissedebilmekte.
Engelliler gününün bizim farkındalığımızı arttırmasından başka çare yok. 

Bu makale 1.052 kez okunmuştur