Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.5582 0.18
Euro : 3.8778 0.17
İMKB : 94655. 0.4
Altın : 144.59 -0.34
Biz ne öğretmenler gördük !
Cemal YAĞCICemal YAĞCI
24 Kasım 2014 Gariptik kelimenin tam anlamıyla. İzmir gibi yerden, öğretmen okulu kazanmış, Gökçeada'ya gelmiştik.

Yıllarca hafızamdan silinmiş olması boşuna değil. Yaşlanıyorum ya, yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı eskiler.

1974, Kıbrıs Barış Harekatı daha dün gibi. Her yerde Karaoğlan fırtınası esiyor, dağ, taş Karaoğlan...

O zamanlar öğretmen okullarında öğrenci derneği var. Gider gitmez kendimizi seçim hazırlıklarının yapıldığı bir ortamda buluyoruz. İki liste yarışıyor, birinin adı BARIŞ, diğerinin adı KIBRIS.

Adam olacak çocuk b.kundan belli olur misali barış diyenlerin yanında yer alıyorum.

Adlarını hala gururla ve özlemle andığım hocalarım var Kemal ve Rüveysa Yazgan, Uğur ve Remziye Adalıoğlu gibi. (ancak onlar gibi idealist insanlar emekli olduktan sonra bile oralarda kalabilirler).

Türkiye bu, rüzgar diner, hükümet gider. 1975 baharında 1. MC (Milliyetçi Cephe) hükümeti kuruldu. Şimdi kendisini geçtiğimiz günlerde Başkent Üniversitesi'nde dinlerken yaşına hürmeten şefkatle izlediğim Demirel Başbakan. Şapkasını sallıyor, ülkeyi de sallıyor.

Bizim idealist öğretmenler birer birer azalıyor, yerlerine yeni idealist öğretmenler geliyordu.

İlk sağ-sol çatışmaları da böylece başlıyordu. Mesela bir grup öğrenciyi diğer bir grup öğrenci okula sokmuyordu, sokmayan öğrencileri yönlendiren öğretmenler vardı ve bu idealist (!) öğretmenlere kimse bir şey diyemiyordu.

Artık öyle bir noktaya gelmişti ki iş, örneğin müzik odasını sadece bir grup öğrenci kullanabiliyor, diğer grup giremiyordu. Yanarım da ona yanarım, daha ilkokul bir de mandolin dersleri alarak müzikle tanışan ben, ne piyanoya, ne de kemanlara yaklaşamıyordum bile.

Nasıl unuturum ben şimdi bunları?

Ama öğretmenler vardı, nasıl yürüyeceğimi bile onlardan öğrendim, nasıl konuşacağımı, nasıl güvenilir bir insan olacağımı, dünyayı, hayatı nasıl gözlemleyeceğimi, dünyanın nasıl bir yer olduğunu...

Selçuk Tanır sayesinde coğrafyayı sevdim, başka biri yüzünden de felsefeden nefret ettim. Şiirler bile değişmişti, okumamız gereken yazarlar ve şairler de tabii...

Sormuştu öğretmen; Kim gibi olmak isterdiniz? (konumuz sanat!) Nejat Uygur diyen arkadaşıma kızmıştı, çıkışmıştı. Hocam diyordu arkadaşım, Nejat Uygur ayakkabısının topuğuna bakıyor, herkes kahkahalarla gülüyor, siz baksanız güler miyiz? Cevap okkalı iki tokattı.

Ama Gaffar Kahraman gibi adı gibi kahraman hocalarımız da vardı, beni öğretmen okuluna gönderdiği için çok kızmıştım o zamanlar ama şimdi özlemle anıyorum. 100'e yaklaşan yaşına rağmen hala öğrencilerinin arayıp sorduğu, 2. Dünya Savaşı'nı Kırım'da yaşamış bir koca çınarımız o bizim.

Ama söylemeden edemeyeceğim, öyle öğretmenler var ki, yatacak yerleri yok.

Öğretmen var; öğretmen var.

Ne mutlu öğretmen olabilenlere...
 

Bu makale 1.901 kez okunmuştur