Henüz üyemiz değilseniz kayıt olun!
Dolar : 3.5117 0.04
Euro : 3.9165 -0.08
İMKB : 100072 0.69
Altın : 141.29 0.07
Pemaulk
Belgin ÖNALBaş Köşemin Yazıları
16 Nisan 2017 Zor günlerden geçiyoruz, yine ve yeniden. Bu ülkede "kolay" günler de olmuş gibi. Kendi çocukluğumuzdan kalan birkaç kıymetli anı dışında çocuklarımıza hediye edeceğimiz kendi çocuklukları kaldı mı?

Üzülüyoruz. Seçimlerimizden, seçemediklerimizden, kararlarımızdan, kararsızlıklarımızdan. Hülasa bu ülkede şöyle keyfimizce, düşündüğümüz, hissettiğimizce, sade, naif yaşayamamaktan yorgunuz. Durmadan arı kovanına çomak sokuluyor hissiyatıyla kendimizi tanıyamaz halde dağılıyoruz.

Neyi oyladığımızı, neye evet ya da neye hayır dediğimizi de tam olarak bilemeden oylanıyoruz, oyalanıyoruz. İçeriğe tam hakim miyiz belli değil. Bir kişiye karşı ya da kişiye doğru giderken herkesin gerekçesi farklı.

Ancak bir karmaşıklığa, yanlışa, bilinmezliğe, karanlığa dur demeye çalıştığımızı biliyoruz. Albert Camus, "Başkaldıran insan, hayır diyen insandır!" derken kime göre, neye göre, nasıl ve nerede'yi sorgulayan, bütün yanıtların insansal yani akla uygun olarak belirlenmiş olduğu bir düzen isteyen insandır demek ister.

Eğitimli, farkındalığı yüksek, insan olmanın hatta olamamanın acısını hisseden, kendi ve diğerleri arasındaki aynılık ve başkalığın sınırlarının bilincinde olan insanlardan söz edilmek istenir.

Memleketin ayarını bozanlara, nirengi noktasını kıranlara, çocuklarımızın çocukluklarını, yaşlılıklarını, huzurlarını kaçıranlara karşı tek gücümüz elimize kalan bir kelimemiz.

Onas yerlileri pek çok Tanrı’ya inanırlarmış. Ancak en büyük Tanrı "Pemaulk"muş. Anlamı da "kelime"ymiş. Yani insan kelimeleri, söyleyecek sözleri yani düşünceleri olmadan hiçmiş.

Neyi söylemeyi seçeceğimizi düşünmek ve bunu dile getirebilmek de kendi varlığımızın, var olamıyor oluşumuzun ifadesi oluyor bu durumda. Çünkü siyaset siyasetçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir düşünenlerce.

Düşünmek, bir filozofa göre "Ruhun kendi kendine konuşması" olarak kabul edilirken genel bir tanıma göreyse "Bir yargıya varmak ereğiyle bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki bağlantılardan yararlanarak düşünce üretmek." olarak karşımıza çıkıyor. Düşünmek zor zanaat. Çünkü aklı kullanmayı zorunlu kılar.

Ve bizim de başkaca gücümüz yok yaşamı belirleyen sistemleri, yargıları, alınan kararların sonuçlarını irdelerken. Seçmek bir karar vermektir çünkü.

Ve devleti şimdiye kadar gören olmamıştır ve onu sahici yapacak olan bizim somut seçimlerimizdir.

Yazmak ta sessiz düşünmek sayılır.

Ve içimden insanların mutsuzluğuna, çaresizliğine, Özgürmüş gibi sunulan seçimsizliğine karşı bir Kızılderili atasözü geçiyor  "Kartalı vuran kendi tüyünden yapılmış oktur."

Bu makale 239 kez okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları