'Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, fren de yok'

İYİ Parti'nin kurucuları arasında yer alan eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisi ve siyasetiyle ilgili, "Her şeye tek bir ses karar veriyor. Bu nedenle koordinasyon yok ve daha önemlisi yapılan yanlışlarla ilgili kimse 'Bunu biz nasıl düzeltiriz' diye soramıyor. Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, üstelik fren de yok" dedi.

Politika, 14 Kasım 2017 Salı, 12:23
'Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, fren de yok'

İyi Parti'nin kurucuları arasında yer alan eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisi ve siyasetiyle ilgili değerlendirme yaptı. Türkiye ekonomisinin, 2001'deki kriz süreci ile benzerlik gösterdiğini ifade eden Yılmaz, "Her şeye tek bir ses karar veriyor. Bu nedenle koordinasyon yok ve daha önemlisi yapılan yanlışlarla ilgili kimse 'Bunu biz nasıl düzeltiriz' diye soramıyor. Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, üstelik fren de yok" ifadesini kullandı. 

Sözcü'den Özlem Gürses'e konuşan Durmuş Yılmaz'ın açıklamaları şöyle:

MHP'ye dönük hayal kırıklığı içinde miydiniz?

Şimdi eski partime dönük bir serzenişte bulunmayı doğru bulmuyorum, kimseye bir fayda getireceğine de inanmıyorum. Zaten o dönemde o kadar kısa bir mesai yaptık ki Meclis'te, gün doğarken vekil olduk, gün batarken bu iş bitmişti! Fakat o dönemde iki iş yaptık; birincisi "Terör araştırılsın" diye bir önerge verdik, bu MHP'nin oylarıyla reddedildi. Terörün araştırılmasınıın ne gibi bir sakıncası vardı, neden reddedildi, doğrusu onu anlayamamıştım. Arkasından Meclis Başkanlığı seçimleri oldu, o süreçte de gördük ki MHP'de milletvekillerinin pek fazla bir etkileri yok. Dolayısıyla o dönemde parlamentonun dışında kalsaydım ülkeme çok daha fazla hizmet ederdim diye çok düşündüm.

'Karpuz gibi ortadan ikiye ayrılmış vaziyetteyiz'

İyi Parti'ye kurucu oldunuz...

Ülkemizin geldiği noktada, karpuz gibi ortadan ikiye ayrılmış vaziyetteyiz. Bu iki parça birbirine selam vermez, göz ucuyla bile bakmaz oldu. Bir de temel ahlaki değerlerin erozyona uğradığını gördüm. Yeryüzünde hiçbir din, hiçbir felsefi sistem insanlara yalanı, aldatmayı, zulmetmeyi, kamu malına el atmayı öğütlemez.

En büyük sorun nedir?

Bence işte bu ahlaki sorundur. Evrensel değerler erozyona uğradı ve her şeyin içi boşaldı. Günün birinde bugünden çok daha zor ekonomik koşullarla karşılaşabiliriz, bir nesil sıkıntı çeker, düzeltiriz. Fakat ahlaki erozyonun telafisi öyle değil, yüzlerce yıl gerekir.

Kimdir bunun sorumlusu?

Eğer siz bir misyonla ortaya çıkarsanız ve bu misyonu da kendi ideolojinize göre tanımlarsanız, sonra o misyona bir kutsiyet biçerseniz, o biçtiğiniz kutsiyet çerçevesinde artık size her yol mubahtır. Bunun için gerekirse fetva bile alırsınız, bu fetvayı verecek olanlar hazırdır, nitekim verdiler ve aldılar. Şu anda Türkiye'de bunu yaşıyoruz. Sizin söylediğiniz her şey mutlak doğru, karşıdakinin her sözü mutlak yanlış, bu anlayış var. Ama yeryüzünde böyle bir şey yok! Dinlerde de böyle bir şey yok.

'Karar alma mekanizmasının felce uğraması ve her şeye tek bir sesin karar vermesi'

Şu anda Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir peki?

Şeffaf olmamak. En önemli, bir numaralı sorun budur. Karar alma mekanizmasının felce uğraması ve her şeye tek bir sesin karar vermesi. Bu nedenle koordinasyon yok ve daha önemlisi yapılan yanlışlarla ilgili kimse 'Bunu biz nasıl düzeltiriz?' diye soramıyor. Fren kalmadı. Türk ekonomisi dışarıdan kuşatılmış gibi bir hisse kapılıyorum ben. Bu bizi çıkmaza götürür, 2001 yılında yaşadığımız sürece çok benzer günlerdeyiz.

Ne demek o?

O dönemde de kamu maliyesi felçti, mali disiplin bozulmuştu, hesap kitap karmakarışıktı ve bütçenin içeriği çok fazla bilinmiyordu. Bugün de aynı koşullar oluşmuş durumda. Sayısız bütçe dışı harcama var ve hem miktarını hem de nereye gittiğini bilmiyoruz. Varlık Fonu böyle bir şey mesela... Derhal denetim ve kontrolün hakim olup Sayıştay'ın çalıştırılması gerekir.

Siz neyi farklı yapacaksınız ?

Bizim İYİ Parti olarak yapacağımız en önemli işlerden biri bu büyüme modelini değiştirmek, şu anda cari açığa dayalı bir büyüme modelimiz var. Yabancıdan para geliyor, biz onu kredi olarak içeride kullanıyoruz, o kredi ile hammadde ve ara malı alıyoruz, onu içeride işliyoruz, kullanılabilir mala dönüştürüyoruz. Bunun bir kısmını yurtdışına satıyoruz bir kısmını da içeride tüketiyoruz. Dolayısıyla bizim büyümemiz ithalata çok bağımlı. Bizim büyümemizi belirleyen en önemli kısıtlardan bir tanesi bu yabancı sermayenin, özellikle sıcak paranın Türkiye'ye gelmesi ve cari açığımızı finanse etmesi. Bu olmazsa ithalat yapamayız, ara malı hammadde getirisi sağlanmayınca da yerli üretim olmaz. Yani bizim bu modeli değiştirmemiz lazım. Bu akşamdan sabaha olacak bir iş değil. Ama nihai hedefimiz bu. Bakın, Türkiye Cumhuriyetin başından beri en yüksek büyümeyi 1930'larda sağladı.

'Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz'

Nasıl mümkün olabildi, harpten yeni çıkmış bir ülke?

1930'larda vatandaş söküğünü dikmek için kullandığı iğneyi dışarıdan ithal ediyor. Ölüsünü defnetmek için kullanacağı kumaşı dışarıdan ithal ediyor. Şimdi böyle bir ortamda bu büyüme nasıl sağlandı? Yapısal reformlar yapıldığı için sağlandı. Ekonomiye toplumun tüm kesimlerinin iştirak etmesi mümkün oldu. Ve o dönemde biz ülkemizin gördüğü en yüksek sermaye birikimini gerçekleştirdik. Sümerbank o dönemde kuruldu, Etibank o dönemde kuruldu, demiryolları yapıldı, Beykoz Kundura Fabrikası, Demir Çelik Fabrikası, hepsi o dönemde yapıldı.

1930'daki bu akıl niye şimdi işlemiyor?

Açılan tek bir fabrika var mı? Yok. Tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, üstelik fren de yok !

Nasıl fren yok?

Bir ülkeye, hatta bir bireye iki şey çok zarar verir: Birincisi; altı boş, içi doldurulmamış gereği yapılmamış aşırı özgüven. Şu anda biz bu hastalığı yaşıyoruz. Diğeri de "Bizden hiçbir şey olmaz, biz yapamayız, başkası yapar" denilen aşağılık kompleksi. Bakın bu iktidar 1930'larda o büyümeyi sağlayan kurumların hepsini bitirdi, arazilerini sattı, yani o fabrikaların hiçbiri kalmadı.

İYİ Parti iktidar olursa özelleştirme yapmayacak mı?

Dünyada iki türlü özelleştirme var. Biri az gelişmiş borçlu ülkelerin yaptıkları özelleştirme; o ülkenin malını mülkünü kelepir hale getirmek, fiyatlarını düşürmek ve yok pahasına bunu uluslararası piyasalara pazarlamak. Bizde üç aşağı beş yukarı özelleştirme maalesef böyle oldu, çünkü borçlu bir ülkeydik, şu anda mesela Yunanistan'a yaptırılmak istenen de bu. Bir de satıcı piyasasının güçlü olduğu özelleştirmeler var, İngiltere'de de Margaret Thatcher yaptı, Almanlar birleştikten sonra Doğu Almanya'daki bütün kamu mallarını özelleştirdiler.

Özelleştirme politikası

Fakat oralar satıcı piyasasıydı. Ekonomide rasyonaliteyi sağlayabilmek için, verimliliği artırabilmek, kıt kaynakları daha ekonomik kullanabilmek için özelleştirme yaptılar. Biz İYİ Parti olarak özelleştirmeye gerek de görmüyoruz, yapılırsa da bir sermaye grubuna vermekten ziyade, sermayeyi tabana yaymak için hisse senedi ihracı yoluyla yapmak doğru olur. Örneğin Türk Telekom'u daha yüksek fiyatla Avrupa'daki vatandaşların tasarrufunu buraya çekmek için onlara satabilirdik.

İyi Parti'nin ekonomi 'kurmayı'

Durmuş Yılmaz, 2006'da Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanlığına atandı. Bu görevini 2011 yılına kadar sürdüren Durmuş Yılmaz, 2009 yılında Euromoney Dergisi tarafından "Yılın Merkez Bankası Başkanı" seçildi. Dergi 30 yıllık tecrübesi olan Yılmaz'ı, "Türkiye ekonomisine yön verecek en ideal isim" olarak nitelemişti. Görevinden ayrıldıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanlığı'na getirilen Yılmaz, 2015'te MHP saflarında siyasete girdi. 7 Haziran seçimlerinde MHP Uşak Milletvekili seçildi. 1 Kasım 2015'teki erken genel seçimlerde tekrar MHP Uşak 1. sıra milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Durmuş, siyasetteki yoluna Meral Akşener liderliğindeki İyi Parti'de devam edecek.

Yardımları, siyasi iktidar değil 4 bin yıllık geleneği olan devlet dağıtıyor

Durmuş Yılmaz, sosyal yardımların kesileceğine dair korku yayıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bu korku insanları seçmen olmaktan çıkardı, devletin bir müşterisi haline getirdi. Bu ilerisi için son derece sağlıksız bir gelişme. Modern sosyal devlet ilkesinin amacı, toplumda kendi tercihinin dışında geride kalmış yaşlı, engelli, bakıma muhtaç insanların ihtiyaçlarını gidermektir. Oysa bugün dağıtılan yardımları siyasi iktidarın başındaki bir kişi veriyormuş gibi anlatıyorlar herkese. O kişi bize 'lütfediyor' algısı var. Bir kere bu lütuf değil, o yardımlar insanlarımızın analarının ak sütü gibi helal hakkı ve sosyal devletin bir görevi. Bu destekleri artırarak devam ettireceğiz. Ama bunu İYİ Parti vermiyor, Meral Akşener de vermiyor. Bunu, 4000 yıllık geleneği olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti veriyor."

Yılmaz, "Türkiye'de faizler gereğinden yüksek mi" sorusuna ise şu karşılığı verdi: "Faizlerin yüksek veya düşük olduğunu belirleyen şey ekonomideki kaynak arzı ve bu kaynak arzına karşı ortaya çıkan talep. Eğer siz enflasyonunuzu kontrol altında tutamıyorsanız, vatandaşınızın cebine koyduğunuz kendi ulusal paranızın değerini koruyamıyorsanız, faiz de ona göre gelişir.

'İşiniz bunu önlemek'

Vatandaşı siz harcamaya yönlendiriyorsunuz. Çünkü cebine koyduğu para dönemin sonunda değer kaybedecek. Bunu önleyebilmek için sizin ilk yapmanız gereken iş enflasyonu önlemek. Enflasyon, bir nevi vergidir, enflasyonun olduğu yerde borç verenler kaybederler borç alanlar kazanırlar.

Güncel
Faruk Çelik Adnan Oktar için ne demişti?
Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, 1999 yılında 'Adnan Hoca' olarak bilinen Adnan Oktar ve gru...
Politika
İYİ Parti'de olağanüstü kongre; Akşener bırakıyor
İYİ Parti'nin Afyon'daki kavgalı geçen çalıştayından olağanüstü kongre haberi geldi. Genel Başkan...
Güncel
Halk otobüsünün tehlikeli manevrası kavga çıkardı
Bursa'da özel halk otobüs şoförünün aracını aniden sürücü kursu otomobilinin üzerine kırması sonu...
Dünya
Raşit Dostum'un uçağı indi patlama oldu: 11 ölü
Afganistan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Dostum'u Ankara'dan Kabil'e taşıyan uçağın iniş yapma...
Güncel
Bursa'da bir günde ikinci boğulma haberi
Burs'da bugün Mudanya'dan sonra bir boğulma haberi de Orhaneli'den geldi. Orhaneli'de serinlemek ...
Güncel
Anıtkabir'de Atatürk'e hakarete tutuklama
Anıtkabir'de çektiği videoda Atatürk'e ağır ifadelerle hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alın...
Bursa'da Ata Sporları Şenliği sona erdi
68 kadın aynı anda 'mıhlama rekoru' denedi
Otomotiv mühendisleri İstanbul'da buluşacak
Bursa'da heykellere çirkin saldırı

En Çok Okunan Haberler

Bursa bebe ve çocuk konfeksiyonunda lider

Bebe ve çocuk konfeksiyon sektöründe üretimin yüzde ...

FETÖ'cülere para karşılığı tahliye iddiası

Bursa ve çevre illerde, FETÖ'ye yönelik operasyonlar...

'MİT kumpası' soruşturmasında 6 tutuklama

FETÖ'nün "7 Şubat MİT kumpası"na yönelik yürütülen s...

CHP'li Böke'den adaylık iddialarına açıklama

CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke,...

ABD'den Türkiye'ye karşı 'papaz' hamlesi

ABD'de Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili altı senatör...

Medya patronuna öz kızına istismardan ceza

Medya Patronu Fatih Oflaz, kızına 7 yıl boyunca cins...

Bursa Kapalı Çarşı'da 90'ların altınları

Tarihi Bursa Kapalı Çarşı'da altında "köstek, halka ...

Çocuk silahla oynarken kardeşini vurdu

Balıkesir'de 14 yaşındaki çocuk, Almanya'dan ziyaret...

İşçilerin ücreti de Cumhurbaşkanlığı'na bağl...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, "Açlık sını...

Para karşılığı tahliye iddiasına 6 tutuklama

Bursa ve çevre illerde, Fetullahçı Terör Örgütü...

Milli Eğitim Bakanı: 3 yıllık program açıkla...

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, "Hiçbir öğrencimiz, hiçb...

Cinayet zanlısı baba-oğul İstanbul'da yakalandı

Bursa'da alkollü bir mekana yaptıkları silahlı baskı...

Bursa'dan Polonya'ya tramvay ihracatı

Polonya'da düzenlenen ihaleyi kazanan Bursa'da faali...

Sünnet yatağı geleneği mesleği oldu

Bursa'da yaşayan 34 yaşındaki Zeynep Şirin, yüzyılla...

'Yarına kadar 604 imza olursa gereği yapılacak'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, olağanüs...